Selam Dünyalı, ben geldim.
Aslında kalben ve ruhen hep buralardaydım ama hayat
koşturmacasında bir yer edinemediğim için gerçek anlamda sana hiç gelemedim.
İçimde ne var ne yoksa ezelden beri sana dökerim bilirsin. Senden
bir cevap beklemem, orada olduğunu, söylediklerimin bir yerlerde kalbine
dokunduğunu bilirim. Sen benim güvenli limanım gibisin Dünyalı.
Diyeceksin ki Özge yine mi mutsuzsun. Evet. O muhteşem
duyguya sınırlı alanlarda ulaşabiliyorum. Yaşadığım duygular, hayatın getirisi
olan rollerim bana hiç tek başlarına gelmedi. Yanlarında mutlaka bir eksiklik,
bir karmaşa taşıdılar. Bizde gelen misafire kapı örtülmez; mecbur kaldım
hepsini aldım içeriye. Şimdi bazılarından çok yoruldum, sıkıldım, kapımı da
açtım ki evden çıksınlar. Ama çıkması gerektiklerini henüz söylemedim. Belki
açık kapıdan içeri girecek olan bir ses, bir ışık içerideki havayı dağıtır,
fikrim değişir. Belki de her şey daha beter olur ve evim bomboş kalır.
Dünyalı, bir zamanlar iyileştirmek için çabaladığım,
sustuğum, görmezden geldiğim, alttan aldığım ne varsa şimdi hiçbirine sabrım
yok. Susmuyorum artık. Susamıyorum daha doğrusu. Kırılırlarmış üzülürlermiş
açıkçası umurumda değil. Onlar beni kırarken düşünmediler. Onlar bana ithamlarda,
kırıcı sözlerde bulunurken, beni kendi değer yargılarıyla eleştirirken durup
düşünmediler. O yüzden bu yeni Özge’yi onlar yarattı. Sonuçlarına da katlanmak
zorundalar.
Bana bu zulmü yapanlardan biri de hayat arkadaşımdı aslında
Dünyalı. Daha geçen gün takvimler evliliğimizin yedinci yılının geldiğini
söylüyordu. İtiraf edeyim, eşim bir hafta öncesinden hatırlatana kadar hiç
farkında değildim. Öncesinde heyecanlanırdım, onun bu tarz özel tarihleri sevmediğini,
bir kutlama olmayacağını bilsem de içimde bir kıpırtı olurdu. Şimdi bırak
kıpırtı oluşmasını, aklımın ucundan geçmedi. O da bende eksilen bir şeylerin
farkında ve kendini düzeltme çabasına girdiği için bir hafta boyunca bir
kutlama yemeği organize etmeye çalıştı. Allah biliyor hiç içimden gelmedi
gitmek. Olay çıkaran, heves kaçıran taraf olmamak için konu açıldıkça hep
olumlu konuştum, şurası da olur, buraya da gidebiliriz diye fikirler sundum.
Sonuç olarak o akşam eve geldiğimde kendisinin buna hazır olmadığını gördüm. Sözünün
ardında durmak adına biraz çaba gösterdi ama bazı sebepleri de gerekçe sunarak
yemeği iptal ettim. Bu arada günün sonunda da yine süreci benimle bitirmedi,
kendi başına takıldı.
Sonra kendisi gece boyu düşüncelerinde geçen yedi yılı
düşünmüş. Yaşatılan birçok durumdan dolayı benden özür dilemesi gerektiğinin
farkına varmış. Farkına varamadığı bir nokta var o da dilenecek özürler için
çok geç kalınması ve benim bazı şeyleri artık koyuvermiş, hayatı gelişine
oynuyor olmam. Belki de farkındaydı bilmiyorum. Çünkü içinde bulunduğum duygu
durum için kendisi bana “Tükenmişlik Sendromu” teşhisi koymuş. Sanırım ilk kez
hissettiğim bir duyguyu anlayabildi. Tükendiğim doğru. Bundan sonrasında bu
tükenişe nasıl yaklaştırıldığımı sana sıra sıra anlatacağım Dünyalı. Ben de
kal.!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder