10 Nisan 2026 Cuma

Unutamıyorum

 

Bahsettiğim tükenmişliğe ulaşmam açıkçası epey vaktimi aldı Dünyalı. Yaşadığım onca duygunun hangi birini anlatsam, nereden başlasam diye dün gece epey bir düşündüm. Sanırım asıl yalnızlık duygum hamileliğimde başladı.

Hamilelik her anneye özel bir süreç, kendi yaşadıklarımı asla kimseyle karşılaştıramam. Bazı anneler gibi benim de hamileliğim en baştan en sona kadar çok zordu. Hatta benim için kötü bir dokuz aydı bile diyebilirim. Ben dokuz ay boyunca bebeğimi kaybetme korkusu yaşamak zorunda kalan bir hamilelik geçirdim. Her an tetikte, her kontrole gittiğimde yeni sorunların yükseldiği bir süreçti benim için. Ama kimse benim o kaybetme korkum yüzünden sırtımı sıvazlayıp da içime su serpecek bir cümle kurmadı Dünyalı. Aksine süreci olumlu tamamlamak için her dinlenişim, her nefes alışım bir bahane sanıldı. Yaşadığım korku duygusundan bahsedecek gibi olsam basitleştirildi.


Hani bir söz var ya annelik doğuştan gelir ama babalık yaşadıkça hissedilir diye. Ben de öyle düşündüm. Doğumdan sonra süreç düzelir diye umutlandım ama keşke her şey hamileliğimdeki kadar basit kalsaymış.  Hani bazen sokak röportajlarında mikrofon uzatıp yoldan geçenlere soru soruyorlar ya Dünyalı; bana denk gelip de sizce yalnızlık nedir diye sorsalardı kendi adımı söylerdim.

Düşünüyorum da çok korkunç günlerdi Dünyalı ve işin en kötüsü de sosyal medya paylaşımlarından aslında birçok annenin sistematik olarak ben gibi yalnız, desteksiz kaldığını görebiliyorum. Herkesin kırgınlıkları ayrıdır elbette ama bazı şeyler benim çok zoruma gidiyordu. Hala hatırladıkça gözlerim doluyor. Gündelik hayatımda çok unutkanımdır ama kalbime dokunan bazı anları silemiyorum kafamdan.

Çınar’ın yaklaşık üç yıl boyunca gece-gündüz fark etmeksizin uzun soluklu ( 2 saat de bu kavramın içinde) bir uyku düzeni olmadı. Bu süreçteki uykusuz gecelerimin hepsini elbette hatırlayamıyorum. Ama bir gün çocuğun akşam saat ondan gece yarısı üç dörde kadar kesintisiz ağlayıp sadece on saniye bile yanıma gelinmemiş olmasını asla hazmedemiyorum. O süre zarfında ben susadım mı, belim koptu mu, bacaklarım ağrıdı mı, tuvaletim geldi mi, kimsenin umurunda değildi tamam. Bari çocuk için kalk yerinden öyle değil mi Dünyalı. Ama kimse kalkmadı, bir ses bile vermedi. Ben o geceki yalnızlığımı hiç unutmuyorum Dünyalı.

Aynı evin içindeyken kucağımda çocukla evi süpürdüğüm, yemek yaptığım, tuvalet, banyo gibi özel ihtiyaçlarımdan sonra bulaşık makinesini boşaltmak için çocuğu tekrar babasına verdiğimde aldığım tepkiyi unutamıyorum. Hasta olup gözümü açamadığımda bana kırk beş dakika müsaade et dediğimde gerçekten kırk beşinci dakikada tepemde çocukla belirmesini, çocuğumu sakinleştirebilen kişinin babası değil de üst komşum oluşunu da unutamıyorum. Komşu teyzesinde ağlamayan, gülen eğlenen çocuğun babasının kucağında on beş saniye bile durmamasını unutamıyorum. İyi kötü bir şekilde sofra kurup o sofraya otururken bir kez olsun dur önce sen rahatça ye de ben çocuğu oyalarımı annem ve kayınvalidem dışında kimse demedi bana Dünyalı. Aksine, bir de iyi yemekler önüne konmadığı, ortalık dağınık kaldığı için tepki verildi.

Kimse koskoca evde nefes alamadığımı göremedi. Annelik bana koskoca bir hayal kırıklığı getirdiği gibi hayat arkadaşım olarak seçtiğim kişiyi aslında hiç tanıyamadığımı ve frenleri patlamış bir arabada yokuş aşağı gittiğimi gösterdi.

Yarın başka bir hayal kırıklığıyla karşındayım. Hoşça kal Dünyalı.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder