Bahsettiğim tükenmişliğe ulaşmam açıkçası epey vaktimi aldı
Dünyalı. Yaşadığım onca duygunun hangi birini anlatsam, nereden başlasam diye
dün gece epey bir düşündüm. Sanırım asıl yalnızlık duygum hamileliğimde
başladı.
Hamilelik her anneye özel bir süreç, kendi yaşadıklarımı asla
kimseyle karşılaştıramam. Bazı anneler gibi benim de hamileliğim en baştan en
sona kadar çok zordu. Hatta benim için kötü bir dokuz aydı bile diyebilirim. Ben
dokuz ay boyunca bebeğimi kaybetme korkusu yaşamak zorunda kalan bir hamilelik
geçirdim. Her an tetikte, her kontrole gittiğimde yeni sorunların yükseldiği bir
süreçti benim için. Ama kimse benim o kaybetme korkum yüzünden sırtımı
sıvazlayıp da içime su serpecek bir cümle kurmadı Dünyalı. Aksine süreci olumlu
tamamlamak için her dinlenişim, her nefes alışım bir bahane sanıldı. Yaşadığım
korku duygusundan bahsedecek gibi olsam basitleştirildi.
Hani bir söz var ya annelik doğuştan gelir ama babalık yaşadıkça hissedilir
diye. Ben de öyle düşündüm. Doğumdan sonra süreç düzelir diye umutlandım ama
keşke her şey hamileliğimdeki kadar basit kalsaymış. Hani bazen sokak röportajlarında mikrofon uzatıp
yoldan geçenlere soru soruyorlar ya Dünyalı; bana denk gelip de sizce yalnızlık
nedir diye sorsalardı kendi adımı söylerdim.
Düşünüyorum da çok korkunç günlerdi Dünyalı ve işin en kötüsü
de sosyal medya paylaşımlarından aslında birçok annenin sistematik olarak ben
gibi yalnız, desteksiz kaldığını görebiliyorum. Herkesin kırgınlıkları ayrıdır
elbette ama bazı şeyler benim çok zoruma gidiyordu. Hala hatırladıkça gözlerim
doluyor. Gündelik hayatımda çok unutkanımdır ama kalbime dokunan bazı anları
silemiyorum kafamdan.
Çınar’ın yaklaşık üç yıl boyunca gece-gündüz fark etmeksizin
uzun soluklu ( 2 saat de bu kavramın içinde) bir uyku düzeni olmadı. Bu
süreçteki uykusuz gecelerimin hepsini elbette hatırlayamıyorum. Ama bir gün
çocuğun akşam saat ondan gece yarısı üç dörde kadar kesintisiz ağlayıp sadece
on saniye bile yanıma gelinmemiş olmasını asla hazmedemiyorum. O süre zarfında
ben susadım mı, belim koptu mu, bacaklarım ağrıdı mı, tuvaletim geldi mi, kimsenin
umurunda değildi tamam. Bari çocuk için kalk yerinden öyle değil mi Dünyalı. Ama
kimse kalkmadı, bir ses bile vermedi. Ben o geceki yalnızlığımı hiç unutmuyorum
Dünyalı.
Aynı evin içindeyken kucağımda çocukla evi süpürdüğüm, yemek
yaptığım, tuvalet, banyo gibi özel ihtiyaçlarımdan sonra bulaşık makinesini
boşaltmak için çocuğu tekrar babasına verdiğimde aldığım tepkiyi unutamıyorum. Hasta
olup gözümü açamadığımda bana kırk beş dakika müsaade et dediğimde gerçekten
kırk beşinci dakikada tepemde çocukla belirmesini, çocuğumu sakinleştirebilen
kişinin babası değil de üst komşum oluşunu da unutamıyorum. Komşu teyzesinde ağlamayan,
gülen eğlenen çocuğun babasının kucağında on beş saniye bile durmamasını
unutamıyorum. İyi kötü bir şekilde sofra kurup o sofraya otururken bir kez
olsun dur önce sen rahatça ye de ben çocuğu oyalarımı annem ve kayınvalidem dışında
kimse demedi bana Dünyalı. Aksine, bir de iyi yemekler önüne konmadığı, ortalık
dağınık kaldığı için tepki verildi.
Kimse koskoca evde nefes alamadığımı göremedi. Annelik bana
koskoca bir hayal kırıklığı getirdiği gibi hayat arkadaşım olarak seçtiğim kişiyi
aslında hiç tanıyamadığımı ve frenleri patlamış bir arabada yokuş aşağı
gittiğimi gösterdi.
Yarın başka bir hayal kırıklığıyla karşındayım. Hoşça kal Dünyalı.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder