29 Haziran 2026 Pazartesi

İtiraf


“Beklentiler sadece üzer.”

Ben de uzun zamandır eşimden bir şey beklemiyorum zaten Dünyalı. Artık olacakları başından biliyorum ona göre gardımı alıyorum. Ha bu arada, selam 😊

Yeni bir kaybolmuşlukla yine karşındayım.

Benim ufaklık geçtiğimiz hafta geniz eti ve bademcik küçültme ameliyatı oldu. Kulağa küçük bir operasyon gibi geliyor ama minik kuşum beş yaşında olunca kaygı düzeyim de biraz artıyor tabii… Neyse ki sorunsuz hallettik ve toparladı.

Ama bu süreçte arka tarafta dağılan bir şeyler oldu.

Eşim, ameliyat günü belli olduğundan beri hastanede benimle refakatçi kalacağını söyledi durdu. Biliyor musun Dünyalı, buna tek bir an bile inanmadım.

 Sonra orada olay çıkmaması için hastane çantasına yine de ona ait birkaç parça eşya koydum. Girişte hastaneden refakatçi iznini de (utanmadan) aldı. Hesaba katmadığı bir şey oldu, odadaki koltuk pek rahat değildi. Açılıp genişlemiyordu ve istediği yumuşaklıkta da değildi. Hay Allah… Böylece hastanedeki üçüncü saatimizin sonunda “Ben eve gideyim, rahat edemem. Uyumam sizi de uyutmam.” Dedi.

Güldüm. Üzülemezdim çünkü olacakları ben zaten biliyordum.

Gelenler gidenler vs. derken artık akşamüzeri eşim de eve gitti ben minik kuşumla yalnız kaldım. Bademcik ameliyatlarında bilirsin ilk birkaç gün özel diyet yapılıyor katı sıcak şeyler vs. yenmiyor. Ama çocuk aç. Bir dondurmayla karın doymuyor. Süt almıştık onu vereyim dedim eşim giderken yanlışlıkla onu da götürmüş. Olabilir. Yoğurt veriyorlar ama bizimki ev yoğurduna alışık olduğu için yiyemiyor bir kaşık alıp bırakıyor. E antibiyotik saati geliyor, karnı aç… Önce kantine ulaşmaya çalıştım süt vs. alayım diye yok ulaşılamadı. Son çare eşime yazdım.

 “Alkol aldım, valla gelemem.”

Ne güzel hayat dimi Dünyalı.

Bak ameliyatın küçüğünde büyüğünde değilim. Ama biz hastanedeyiz ve benim ona bir şekilde ihtiyacım olabilir, onu geri çağırabilirim bu yüzden de evde de tetikte kalmak gerekir diye düşünüyorum. Tabii yine bir ben düşünüyorum. O akşam evden gelecek yoğurtla sütle evladımın karnı tıka basa doymayacaktı belki ama babası onu düşünüp evden kalkıp gelmiş olacaktı. Ben ve oğlum bir kez daha yalnız bırakılmamış olacaktık.

Kimin umurundaki? 

 

1 Haziran 2026 Pazartesi

Fark Ettim De...

 



Eşimle uzun zamandır konuşmadığımı fark ettim Dünyalı.

Konuşmamaktan kastım tamamen sohbeti kesmek değil elbette. Bir paylaşımım yok. Hoş geldin, görüşürüz, günaydın, iyi geceler… Bazen çocukla ilgili bir şey olunca cümle kuruyorum. Genelde o konuşuyor, konu açmaya çalışıyor, bir şeyler anlatıyor ama ben o kadar kestirip atıyorum ki, bazılarına sadece “hıhı, hmmm ,evet, gibi kısa cümlelerle karşılık veriyorum ve sonra fark ediyorum ki ben eşimle konuşmuyorum.

Niye böyle oldu diyecek olursan sanırım anlattığım o birkaç hikaye ve anlatmadığım daha nice an beni bu duruma getirdi Dünyalı. Öncelerinde heyecanla konuştum da ne oldu, ya da onun sorularına cevap verince ne değişti hayatımda; hiçbir şey. E ben de yoruldum herhalde…

Aslında asıl derdim yorgunluk mu , kırgınlıklarla ondan uzaklaşmış olmam mı emin değilim. Sevgim bitmedi ama eskisi gibi olmadığını çok iyi biliyorum. O bunu hissediyor mu bir fikrim yok. Belki duymak istemeyeceği bir cevap vereceğim için sormaya yeltenmiyor olabilir, bilemiyorum.

Ben de böyleyim Dünyalı, doyum noktama geldikten sonra toparlayamıyorum, sıfırlayamıyorum. Şimdi hiç mi davranışlarında düzelme yok dediğini duyar gibiyim. Yalan söyleyemem kendisini toparlıyor, dilini törpülüyor. Ama hamur aynı ya, şekil vermeye çalışsa da bazen eski haline dönüveriyor. Sonra kendisini tekrar yoğuruyor sonra bir şey oluyor yine eskisi gibi. Artık bu gel gitleri kaldıramıyorum.

Mesela en yakın örneği daha iki gün önce yaşadık.

Ben eşimin hayatında bir fiil 12 yıldır varım. İlk günden beri bana kurduğu net bir cümle var; Hiçbir özel günü sevmem, kutlamam. Ne benim doğum günüm ne kendi doğum günü ne sevgililer günü ne başka gün.. Olabilir, bir şekilde kabul ettim. Yine de kendi doğum gününde elimden geldiğince bir şeyler yapmaya çalıştım . Sonra ondan da memnun kalmayınca zaten komple bitirdim.

Geçen akşam arkadaşlarımızla otururken ortaya doğum günü meselesi açıldı ve eşim de doğum günü tarihini söyledi. Arkadaşım hemen uygun bir tarih için plan yaptı dışarıda alkollü bir mekana gidelim diye sözleştik.

Misafirlikten çıktıktan sonra bak insanlar neler düzenliyor dedi. Ben de onlara da söyleseydin ya doğum günlerini sevmediğini ne bilsinler seni dedim. O da yıllardır bana o cümleleri kurmamış gibi cümleler kurmaya başladı. Aramızdaki ritim tutmuyor, ben pastadan bahsetmiyorum, ben böyle ortamların içinde büyüdüm ıvır zıvır…

Kusura bakma paşam, ben bütçem kadar hareket edebiliyorum. Üniversitede okurken ailemin yanına ziyarete geldiğimde sana doğum günü partileri düzenleyemediğim için, evlendikten sonra da geceyi bana zehretmemek için hiç böyle bir şeye yeltenmediğimden dolayı gerçekten özür dilerim, bilemedim. Benim cahilliğim.

Sonra Özge surat asınca neden surat yapıyorsun deniliyor bir de..

Ulan benim dışımda herkesle her konuda ritmin tutuyor bir benle anlaşamıyorsun ne hikmetse.. İnsana koymaz mı bu? 

İşte bu anlık gelgit durumları beni artık çok geriyor Dünyalı. Bir anda o düzelme süreçlerini sıfırlıyor beynim ve her şeyi sil baştan hissediyorum.

Belki de bu yüzden artık konuşmuyorum Dünyalı.

Söylenecek sözüm kalmadığından değil. Aksine, içimde yılların biriktirdiği bir sürü cümle var.

Sadece bazı cümlelerin karşı tarafa ulaşmadığını fark ettikten sonra insan sesi kısılıyor.

Benimki de biraz öyle oldu galiba.