Eşimle uzun zamandır konuşmadığımı fark ettim Dünyalı.
Konuşmamaktan kastım tamamen sohbeti kesmek değil elbette. Bir
paylaşımım yok. Hoş geldin, görüşürüz, günaydın, iyi geceler… Bazen çocukla ilgili
bir şey olunca cümle kuruyorum. Genelde o konuşuyor, konu açmaya çalışıyor,
bir şeyler anlatıyor ama ben o kadar kestirip atıyorum ki, bazılarına sadece “hıhı,
hmmm ,evet, gibi kısa cümlelerle karşılık veriyorum ve sonra fark ediyorum ki
ben eşimle konuşmuyorum.
Niye böyle oldu diyecek olursan sanırım anlattığım o birkaç
hikaye ve anlatmadığım daha nice an beni bu duruma getirdi Dünyalı. Öncelerinde
heyecanla konuştum da ne oldu, ya da onun sorularına cevap verince ne değişti
hayatımda; hiçbir şey. E ben de yoruldum herhalde…
Aslında asıl derdim yorgunluk mu , kırgınlıklarla ondan
uzaklaşmış olmam mı emin değilim. Sevgim bitmedi ama eskisi gibi olmadığını çok
iyi biliyorum. O bunu hissediyor mu bir fikrim yok. Belki duymak istemeyeceği
bir cevap vereceğim için sormaya yeltenmiyor olabilir, bilemiyorum.
Ben de böyleyim Dünyalı, doyum noktama geldikten sonra
toparlayamıyorum, sıfırlayamıyorum. Şimdi hiç mi davranışlarında düzelme yok dediğini
duyar gibiyim. Yalan söyleyemem kendisini toparlıyor, dilini törpülüyor. Ama
hamur aynı ya, şekil vermeye çalışsa da bazen eski haline dönüveriyor. Sonra
kendisini tekrar yoğuruyor sonra bir şey oluyor yine eskisi gibi. Artık bu gel
gitleri kaldıramıyorum.
Mesela en yakın örneği daha iki gün önce yaşadık.
Ben eşimin hayatında bir fiil 12 yıldır varım. İlk günden
beri bana kurduğu net bir cümle var; Hiçbir özel günü sevmem, kutlamam. Ne
benim doğum günüm ne kendi doğum günü ne sevgililer günü ne başka gün..
Olabilir, bir şekilde kabul ettim. Yine de kendi doğum gününde elimden geldiğince
bir şeyler yapmaya çalıştım . Sonra ondan da memnun kalmayınca zaten komple
bitirdim.
Geçen akşam arkadaşlarımızla otururken ortaya doğum günü
meselesi açıldı ve eşim de doğum günü tarihini söyledi. Arkadaşım hemen uygun
bir tarih için plan yaptı dışarıda alkollü bir mekana gidelim diye sözleştik.
Misafirlikten çıktıktan sonra bak insanlar neler düzenliyor
dedi. Ben de onlara da söyleseydin ya doğum günlerini sevmediğini ne bilsinler
seni dedim. O da yıllardır bana o cümleleri kurmamış gibi cümleler kurmaya
başladı. Aramızdaki ritim tutmuyor, ben pastadan bahsetmiyorum, ben böyle
ortamların içinde büyüdüm ıvır zıvır…
Kusura bakma paşam, ben bütçem kadar hareket edebiliyorum.
Üniversitede okurken ailemin yanına ziyarete geldiğimde sana doğum günü partileri
düzenleyemediğim için, evlendikten sonra da geceyi bana zehretmemek için hiç
böyle bir şeye yeltenmediğimden dolayı gerçekten özür dilerim, bilemedim. Benim
cahilliğim.
Sonra Özge surat asınca neden surat yapıyorsun deniliyor bir
de..
Ulan benim dışımda herkesle her konuda ritmin tutuyor bir benle
anlaşamıyorsun ne hikmetse.. İnsana koymaz mı bu?
İşte bu anlık gelgit durumları beni artık çok geriyor
Dünyalı. Bir anda o düzelme süreçlerini sıfırlıyor beynim ve her şeyi sil
baştan hissediyorum.
Belki de bu yüzden artık konuşmuyorum Dünyalı.
Söylenecek sözüm kalmadığından değil. Aksine, içimde
yılların biriktirdiği bir sürü cümle var.
Sadece bazı cümlelerin karşı tarafa ulaşmadığını fark
ettikten sonra insan sesi kısılıyor.
Benimki de biraz öyle oldu galiba.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder