1 Haziran 2026 Pazartesi

Fark Ettim De...

 



Eşimle uzun zamandır konuşmadığımı fark ettim Dünyalı.

Konuşmamaktan kastım tamamen sohbeti kesmek değil elbette. Bir paylaşımım yok. Hoş geldin, görüşürüz, günaydın, iyi geceler… Bazen çocukla ilgili bir şey olunca cümle kuruyorum. Genelde o konuşuyor, konu açmaya çalışıyor, bir şeyler anlatıyor ama ben o kadar kestirip atıyorum ki, bazılarına sadece “hıhı, hmmm ,evet, gibi kısa cümlelerle karşılık veriyorum ve sonra fark ediyorum ki ben eşimle konuşmuyorum.

Niye böyle oldu diyecek olursan sanırım anlattığım o birkaç hikaye ve anlatmadığım daha nice an beni bu duruma getirdi Dünyalı. Öncelerinde heyecanla konuştum da ne oldu, ya da onun sorularına cevap verince ne değişti hayatımda; hiçbir şey. E ben de yoruldum herhalde…

Aslında asıl derdim yorgunluk mu , kırgınlıklarla ondan uzaklaşmış olmam mı emin değilim. Sevgim bitmedi ama eskisi gibi olmadığını çok iyi biliyorum. O bunu hissediyor mu bir fikrim yok. Belki duymak istemeyeceği bir cevap vereceğim için sormaya yeltenmiyor olabilir, bilemiyorum.

Ben de böyleyim Dünyalı, doyum noktama geldikten sonra toparlayamıyorum, sıfırlayamıyorum. Şimdi hiç mi davranışlarında düzelme yok dediğini duyar gibiyim. Yalan söyleyemem kendisini toparlıyor, dilini törpülüyor. Ama hamur aynı ya, şekil vermeye çalışsa da bazen eski haline dönüveriyor. Sonra kendisini tekrar yoğuruyor sonra bir şey oluyor yine eskisi gibi. Artık bu gel gitleri kaldıramıyorum.

Mesela en yakın örneği daha iki gün önce yaşadık.

Ben eşimin hayatında bir fiil 12 yıldır varım. İlk günden beri bana kurduğu net bir cümle var; Hiçbir özel günü sevmem, kutlamam. Ne benim doğum günüm ne kendi doğum günü ne sevgililer günü ne başka gün.. Olabilir, bir şekilde kabul ettim. Yine de kendi doğum gününde elimden geldiğince bir şeyler yapmaya çalıştım . Sonra ondan da memnun kalmayınca zaten komple bitirdim.

Geçen akşam arkadaşlarımızla otururken ortaya doğum günü meselesi açıldı ve eşim de doğum günü tarihini söyledi. Arkadaşım hemen uygun bir tarih için plan yaptı dışarıda alkollü bir mekana gidelim diye sözleştik.

Misafirlikten çıktıktan sonra bak insanlar neler düzenliyor dedi. Ben de onlara da söyleseydin ya doğum günlerini sevmediğini ne bilsinler seni dedim. O da yıllardır bana o cümleleri kurmamış gibi cümleler kurmaya başladı. Aramızdaki ritim tutmuyor, ben pastadan bahsetmiyorum, ben böyle ortamların içinde büyüdüm ıvır zıvır…

Kusura bakma paşam, ben bütçem kadar hareket edebiliyorum. Üniversitede okurken ailemin yanına ziyarete geldiğimde sana doğum günü partileri düzenleyemediğim için, evlendikten sonra da geceyi bana zehretmemek için hiç böyle bir şeye yeltenmediğimden dolayı gerçekten özür dilerim, bilemedim. Benim cahilliğim.

Sonra Özge surat asınca neden surat yapıyorsun deniliyor bir de..

Ulan benim dışımda herkesle her konuda ritmin tutuyor bir benle anlaşamıyorsun ne hikmetse.. İnsana koymaz mı bu? 

İşte bu anlık gelgit durumları beni artık çok geriyor Dünyalı. Bir anda o düzelme süreçlerini sıfırlıyor beynim ve her şeyi sil baştan hissediyorum.

Belki de bu yüzden artık konuşmuyorum Dünyalı.

Söylenecek sözüm kalmadığından değil. Aksine, içimde yılların biriktirdiği bir sürü cümle var.

Sadece bazı cümlelerin karşı tarafa ulaşmadığını fark ettikten sonra insan sesi kısılıyor.

Benimki de biraz öyle oldu galiba.

 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder