Biliyor musun Dünyalı, dün resmen beynimden vurulmuşa
döndüm!
Meğer ben yıllar önce kendi kader çizgimi çizmiş, çoktan
yola koyulmuşum. Şimdiler "manifest" diyor ya hani... Hah, tam da onu
yapmışım bilmeden!
Blogda geçmiş yazılarımda gezinirken 2013'ün Aralık ayında
buldum kendimi.
"Daha önce de gözleri hiç görmeyen bir adama maviyi
anlatmaya çalıştım, yapamadım. Şimdi de hiç duymayan bir adama sesimi duyurmaya
çalıştım ve yine yapamadım. Sanırım bundan sonra da ağzından tek bir kelime
bile çıkamamış bir adamdan adımı duymak isteyeceğim ve muhtemelen onu da
yapamayacağım."
Bunu ben yazmışım Dünyalı.
Okur okumaz kanım çekildi. Resmen ürperdim.
Yıllar önce kurduğum cümlenin içinde, bugünkü hayatımı
buldum.
Eşimden belki adımı duyabiliyorum ama kalbimi ferahlatacak,
beni iyileştirecek, içimi eritecek sözleri duyamıyorum. İstiyorum ki öyle
şeyler söylesin ve bunları öyle yaşatsın ki içimde yıllardır örülen duvarlar
yıkılsın. Ama olmuyor.
Çünkü insan bir sabah uyanıp duvar örmeye başlamıyor.
Her hayal kırıklığı bir tuğla oluyor.
Her duyulmayan cümle biraz harç.
Sonra bir gün dönüp bakıyorsun; içeriden çıkmak da zor,
dışarıdan ulaşmak da...
Vay be Dünyalı...
Kendimi nasıl da böyle bir yola itmişim.
Sonra uzun uzun düşündüm.
İnsan gerçekten kaderini mi yazar, yoksa aynı hikayeyi
farklı sayfalarda tekrar tekrar mı okur?
Belki de ben yıllardır aynı kapıyı çalıyorum.
Her seferinde içeriden başka bir ses duyacağımı umuyorum.
Ama kapının ardındaki sessizlik hiç değişmiyor.
Ne tuhaf değil mi?
İnsan bazen sevdiği kişiyi olduğu gibi kabul ettiğini
zannediyor. Sonra fark ediyor ki aslında onun bir gün değişeceğine inanarak
yaşamış.
En acısı da bu galiba.
İnsan, hiç söylenmemiş cümleleri bile ezberleyebiliyormuş.
İnsanın canını en çok bağırışlar değil, eksik kalan cümleler
yakıyormuş meğer.
Yine de dün o eski yazıyı bulunca kendime kızamadım.
Çünkü o satırları yazan kadın hala sevmeye inanıyormuş.
Hala anlaşılabileceğine inanıyormuş.
Hala bir gün birinin dönüp, maviye bakıp "Ne güzelmiş." diyeceğini umut ediyormuş.
Belki hata buydu.
Belki de değildi.
Bilmiyorum.
Ama dün anladım ki ben yıllardır aynı cümleyi farklı
kelimelerle kuruyormuşum.
Ben sadece duyulmak istemişim Dünyalı.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder